Forum adresimiz aktif olmuştur.
Üye alımlarımız devam etmektedir
SONSUZLUK
Konu Sahibi: Hira Despina, Kategori: Deneme, 0 Yorum, 418 Okunma
BU KONUYU DEĞERLENDİR
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi
Üye
3
Mesajlar
3
Konular
0
Rep Puanı
03-20-2021, 03:57 PM
#1
Ben Sonsuzluk var mıdır ?
Sonsuzluk yok mudur ?
Metafizikte, mantıkta, epistemolojide, estetikte, bilimde, felsefede, mitolojide yüzyıllardır tartışılan fakat bilimsel bir dayanağı olmayan bu konu hakkında üzerine düşünülmenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Kutsal kitaplar, ölümden sonra yaşamın var olduğunu belirttikleri için, ölümden sonra yaşamın var olup var olmadığını sorgulamak, kalıplaşmış toplumsal yargıların etkisiyle, gerçekleştiremediğimiz bir durumdur. Koşulsuz inandığını belirten toplulukların içinde şüpheler olduğu gerçeği birçoğumuz tarafından bilinen bir durumdur.
İnsan doğası gereği, inanıyorum dediği şeyi kabul ve tasdik etme durumundadır fakat
Kutsal kitaplara duyulan saygı ve yargılanma korkusu buna engel olmaktadır.
Ölümden sonra yaşamın var olup-olmadığı konusu bilimin test edemeyeceği konular arasında yer almaktadır.
O halde düşünülmeli.
Düşünerek gerçek ve somut bir sonuca varamayacağımızı fakat doğru bilgiye yaklaşma-uzaklaşma ihtimalimizin olduğunu belirtmek isterim.
Felsefe biliminin başlıca kurallarından olan;
Düşünmek, sorgulamak, tartışmak.
Hayatımız boyunca eleştirilere maruz tutuldu.
Oysa doğamız gereği düşünmek, sorgulamak, tartışmak doğal bir durumdur.
Söz konusu felsefe olunca bir takım toplulukların;
“Dinsiz, inançsız, şirk” söylemleri ile karşı karşıya kalmaktayız.
Oysaki doğru bilgiye yaklaşmanın veya ulaşmanın yolu düşünmekten geçer.
Araştırmak, tartışmak, düşünmek olumsuz şeylerin aksine olumlu sonuçlar doğurur.
Ön yargılarınızı bir köşeye bırakmanın zamanı. Öznel görüşümü belirtmeden konuya tamamen objektif kalarak;
Filozofların, din adamlarının, alanında uzman kişilerin ve kutsal kitapların ölümden sonraki yaşam ile ilgili görüş, düşünce ve yazılarını derleyerek bu konu başlığı altında toplamış bulunmaktayım.
Belirtmeliyim ki bu yazının amacı; Sorgulamaktır.
inananların, sorgulayarak inandıklarına daha bağlı, inanmayanların, sorgulayarak kesin bir düşünceye varması, arafta kalanların ise bir düşünceye sahip olmasını sağlamaktır.
Bu yazıda hiçbir kutsal kitap eleştirilmemiştir, bütün kutsal kitapların
Ölümden sonraki yaşam ile ilgili yazıları, düşünürlerin görüşleri birleştirilerek objektif bir kalem ile yazılmıştır.

RUHUN AĞIRLIĞI

Amerika Birleşik Devletleri’nde yazarının Mary Roach olduğu, yayınlanan “Stiff” adlı kitapta, İnsan ruhunun ağırlığının 21 gram olduğu kanıtlanmış.

Amerika'nın Massachusetts eyaletinin Haverhill şehrinde 1907 yılında bir deney yapıldı. Deneyi yapan kişi Duncan Macdougall adında bir doktor. Doktor Macdougall, ölüm döşeğindeki hastaları için özel bir yatak yaptırmış. Bu yatak bir onsun onda ikisine kadar duyarlı bir tartı şeklindeymiş.
Bir ons 28 gram olduğuna göre, bu tartı 5.6 grama kadar ağırlıkları çok hassas biçimde ölçebiliyormuş.
Dr. Macdougall ölmekte olan altı hastasını, ölümden hemen önce, ölüm anında ve ölümden hemen sonra bu tartı-yatak sayesinde tartmış.
Amacı, insanın ölmeden önceki ağırlığı ile ölümden sonraki ağırlığını ölçüp, ‘‘bedeni terk eden ruhun’’ bir ağırlığının olup olmadığını belirlemekmiş.
İlk hastasını ölümden önce tartmış. Ölümünden hemen sonra yaptığı ikinci tartıda ağırlığından 1 onsun dörtte üçü kadar kaybettiğini görmüş.
Bir ons, 28 gramdır.
Bu durumda hastanın kaybettiği ağırlık tam 21 gram oluyor.
Peki bu ağırlık kaybı, solunum sistemindeki ıslaklığın ve terin buharlaşmasından kaynaklanmış olamaz mı?
Dr. Macdougall, ‘‘Hayır olamaz’’ diyor.
Çünkü ölümden önce bu iki olguya bağlı ağırlık kaybını da ölçmüş. Dakikada bir onsun altmışta biri (0.4 gram) oranında gerçekleşiyormuş.
Oysa ölümle birlikte aniden 21 gram ağırlık kaybı oluyormuş.
“Böbreklerden boşalan bir miktar idrarın da yatakta kaldığı dikkate alınırsa, ağırlığı etkilememesi gerekir’’ diyor.
Geriye tek faktör kalıyor.
Akciğerlerdeki havanın boşalması.
Doktor bunun da deneyini şöyle yapmış. Yatağa kendi yatmış ve ciğerindeki havayı boşaltmış. Ancak bu, tartının ibresinde hiçbir değişiklik yapmamış.
İşte o nedenle kesin teşhisini koyuyor:

‘‘İnsan ruhunun maddi bir ağırlığı vardır ve bu 21 gramdır.’’

Dr. Macdougall burada kalmamış. Daha sonra ölmekte olan 15 ayrı köpek üzerinde de aynı deneyi yapmış.
Ama onların ölümden sonra ağırlıklarında herhangi bir değişim olmamış.
Buradan da şu sonuca varmış:

“Hayvanların ruhu yoktur.”

Dr. Macdougall yaptığı deneyin sonuçlarını ‘‘American Medicine’’ Dergisi'nin 1907 Nisan sayısında yayınlamış ve bunun epey yankısı olmuştur.

Augustus P. Clarke adında bir başka doktor, meslektaşının,
‘‘Ölüm anında, kan akciğerden geçerken soğumadığı için vücut ısısındaki ani yükselişi hesaba katmadığını, bunun da ter ve sıvının buharlaşmasına yol açtığını’’ söylüyor.

Köpeklerin ölümden sonra ağırlık kaybetmemesini de buna bağlıyor.
Çünkü köpeklerin ter bezi yoktur. Soğumayı soluyarak sağlarlar.
Ertuğrul Özkök

BİLİMSEL AÇIKLAMA

California Institute of Technology'de kozmolog ve fizik profesörü olan Sean Carroll, daha sonra bir yaşamın olması için bilincin fiziksel bedenimizden tamamen ayrılması gerektiğini açıkladı. Ancak sürekli bir ruh yerine, bilinç aslında bir dizi atom ve elektrondan oluşuyor.
Dr Carroll, "Vücudumuzun ölümünden ve kurucu atomlarına da çürüdükten sonra bir tür bilinçliliğin devam ettiği iddiası, devasa, dayanılmaz bir engelle karşı karşıya. Günlük yaşamın altında yatan fizik yasaları tamamen anlaşılmaktadır. Ve beynimizde saklanan bilgilerin ölümden sonra devam etmesine izin vermenin hiçbir yolu yoktur." dedi.
Carroll, Kuantum Alan Teorisi'ne (QFT) işaret ediyor. Basitçe söylemek gerekirse, QFT, evrendeki her bir parçacık için bir alan olduğunu belirtir. Biri fotonlar için, diğeri elektronlar ve diğer her tür parçacık için. Bir çeşit öbür yaşam varsa, kuantum testleri 'ruh parçacıklarını' ve 'ruh güçlerini' ortaya çıkarırdı. Carroll'a göre bilinmeyen bir parçacığın varlığı kanıtlanmadı yani bilinci taşıyan esrarengiz gizli parçacıklar da şu an yok.
Sonuç olarak da ölümden sonra yaşam yok.
Onur Binay

ABD'li bilim adamı Robert Lanza yayınladığı bir hipotez ile ölümün aslında var olmadığını iddia etti. Lanza, ölümün insanlar için bir yok oluş değil, sınırsız sayıda evren içerisinde bir diğerine geçiş olarak tanımlıyor. Bu geçiş senaryolarının hiç birinde ise bugün anladığımız anlamda bir ölüm gerçekleşmiyor sadece enerji şekil değiştiriyor.
Lanza, insan bedeninin zaman içerisinde işlevini yitiriyor olmasının "Ben kimim?" diye sorma becerisini gösteren yanımız ile aynı şey olmadığını iddia ediyor. Lanza'ya göre insan beyninde bulunan enerji kaynağı, bedenin ölümü ile birlikte yok olmuyor. Doğadan enerjinin asla ölmediği veya yok edilemediği gerçeğinden yola çıkan Lanza, bu enerjinin bizi biz yapan en önemli öğe olduğunu ve bedenin ölümünden sonra varlığını sürdürdüğünü iddia ediyor. Zaman ve uzay kavramlarının aslında bizim bazı şeyleri tanımlayabilmek için uydurduğumuz kavramlar olduğunu da söyleyen Lanza, bahsettiği ölümsüzlüğün bizim anladığımız anlamdaki zaman içerisinde bir son olmadığını, bu zaman kavramı dışında var olmaya devam etmek olduğunu da söylüyor.

İngiliz The Guardian Gazetesi’ne konuşan İngiliz fizikçi Stephen Hawking, insanlığın ne kadar süre var olma şansı olduğuna dair görüşleri; Hawking, röportajında “insanları ölümden sonra hayat ya da cennetin beklediği inancının, ölümden korkan insanlar için yaratılan bir masal olduğunu” öne sürdü.

Braun’un kaleminden ‘ölümden sonraki yaşam: “Bilim kanıtlar ki, hiçbir şey iz bırakmadan yok olamaz. Evrenin kuralları, Tanrı’nın varlığı ve ölümden sonraki yaşama işaret ediyor. Evrende hiçbir şey kaybolmaz ve ruhlarımız ölümsüzdür.”

FİLOZOFLAR

Aristoteles’e göre insan, ruh ve beden olmak üzere iki ayrı ögeden oluşan bir varlıktır.
Bedenin madde ruhun ise onu biçimlendiren “insan” niteliğini kazandıran formdur.

Platon’a (Eflatun) göre ölüm, bir yandan bedenin, ruhdan ayrılarak kendi kendine kalması, diğer yandan ruhun bedenden ayrılarak kendi kendine varolmaya devam etmesidir. Ruhun, bu dünyayı terkederek ahirete gittiği, oradan da yine dünyaya geldiği, böylece ölümden yaşama döndükleri fikri eski bir gelenektir.
(M.Ö. 370’lere göre bile çok eski bir gelenek) Böyle ise yani yaşayanlar, ölülerden doğuyorlarsa bundan, ruhlarımızın orada olduğu sonucu çıkmaktadır. Çünkü orada olmasalardı yeniden dünyaya gelemezlerdi.
Sonuç olarak ölümsüz olan aynı zamanda yok olmayansa, ruh da ölüm kendisine geldiğinde yok olması imkansızdır. İnsana ölüm yaklaşınca kendisinde ölecek olan ölür. Fakat ölmez olan yok olmaktan sapasağlam kurtulur ve ne ise öyle kalır. Bu nedenle Platon’a göre ruhun ölümsüzlüğü mutlaktır.
Fehmi Dinçer

Fîsagor, ruhun yok olmayacağını fakat tenasüh yoluyla başka varlıklara gireceğini ve böylece ardarda gelen yeni doğuşlarla ruhun temizleneceğini söylüyordu. Fîsagor kendisinin de tenâsüh geçirdiğini anlatmıştır.

İbn Rüşd dirilişi asla inkâr etmemiş, bilakis, öldükten sonra yeniden dirilmeyi inkâr edenleri zındık diye bahsetmiştir.
İbn Rüşd ikinci yaratılışın ilk yaratılıştan farklı, daha üstün bir tarzda olacağını söylemiştir. Bedenlerin diriltilmesinin ise, aynıyla değil, misliyle vuku bulacağını söylemiş.

DiNLER/KUTSAL KİTAPLAR

MÜSLÜMANLIK
İslam dini ve Kutsal kitap, ahiret inancına büyük önem vermektedir.
Kur’an’da ahiret hayatından bahsetmeyen hemen hiçbir süre yoktur.
İslam dininde dünya, canlıların yaşadığı ilk alem, ahiret son alemdir.
Âhiret, sözlükte "son, sonra olan ve son gün" anlamlarına gelir. Terim olarak âhiret, İsrâfil'in (a.s.) Allah'ın emriyle, kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir.
İsrâfil (a.s.) sûra ikinci defa üfleyince insanlar diriltilip hesaba çekilecek, sonra dünyadaki iman ve amellerine göre ceza ve mükâfat görecek, cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme girecek ve orada ebediyen kalacaklardır.
Fikriyat.

KIYAMET

Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız. (ENBİYA/104)

(Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler. (CASİYE/26)

► Her nefis ölümü tadacaktır. Ve Kıyamet Günü'nde ecirleriniz eksiksiz bir şekilde size verilecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulursa, hiç şüphesiz kazanmıştır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir faydalanmadan ibarettir. (3/Âl-i İmran 185)

CENNET

► “Bizler, dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada canınızın istediği her şey sizindir ve orada olmasını arzuladığınız her şey de sizindir.” (41/Fussilet 31)

► O gün, mümin erkek ve mümin kadınların nurlarının önlerinden koştuğunu ve sağlarından (amel defterlerini aldıklarını) görürsün. (Onlara denir ki) “Bugün müjdeniz, içinde ebedî kalacağınız, altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Bu, büyük kurtuluşun/kazancın ta kendisidir.” (57/Hadîd 12)

Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur. (TEVBE/89)

Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur. (MAİDE/85)

CEHENNEM

► O gün bazı yüzler aydınlanacak, bazı yüzler de kararacaktır. Yüzleri kararanlara gelince (onlara denilecek ki) “İman ettikten sonra küfre mi girdiniz? Kâfir olmanıza karşılık azabı tadın (bakalım)!” (3/Âl-i İmran 106)

► Ayetlerimizi yalanlayan ve ona karşı büyüklenenler ise, bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalırlar. (7/A'râf 36)

► Kuşkusuz, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. (15/Hicr 43)

► Onun yedi kapısı vardır. İçlerinden her bir grup bir kapının payı (olarak o kapıdan cehenneme gireceklerdir). (15/Hicr 44)

► Aşırı gidip Rabbinin ayetlerine inanmayanları da böyle cezalandırırız. Kuşkusuz ahiret azabı, daha çetin ve daha kalıcıdır. (20/Tâhâ 127)

► Kâfirlere ise cehennem ateşi vardır. Ne haklarında ölmeleri için hüküm verilir, ne de (ateşin) azabı hafifletilir. Biz, her nankör olanı işte böyle cezalandırırız. (35/Fâtır 36)

Kur’an’da ölümden sonra yaşamın var olduğu yazılmaktadır.
Allah’a inanmak, Ahiret (ölümden sonra yaşamın) var olduğuna inanmak başlıca
şartlar arasındadır.

* Allah'a iman.
* Meleklere iman.
* Kitaplara iman.
* Peygamberlere imân.
* Ahirete iman.
* Kadere iman.

HRİSTİYANLIK

Ebedî hayat, Hristiyanlıkta, geleneksel inanca göre, ölümden sonra gerçekleşen ebedi devamlı hayattır. Havarilerin Amentüsü’nde şöyle geçmektedir: "...Bedenin dirilişine ve ebedî hayata... iman ediyorum." Geleneksel inanışa göre, ebedî hayat, İsa’nın ikinci gelişinden ve ölülerin dirilişinden sonra başlayacaktır. Bununla birlikte, Yeni Ahit’teki Yuhanna kitaplarında bu dünyevi hayatın içindeyken de imanlı kişinin kendisi için önceden belirlenmiş bir ebedi hayata kavuşabileceği ima edilmektedir.
Ana akım Hristiyan ilahiyatına göre, kurtulmuş kişiler ölümden sonra, İkinci Geliş’e kadar olan dönemde, bir Fardavs ortamında Tanrı ile birlikte olacaklar. İkinci Geliş’ten sonra ise fiziksel dirilişe mazhar olacak ve Yeni Dünya’nın yaratılışına şahitlik edecekler.
Katolik Kilisesi İlmihali’ne göre, “Ölümle birlikte, ruh bedenden ayrılır, fakat diriliş vaktinde Tanrı bedenimize sonsuz bir yaşam verecek ve bedenimiz ruhumuz ile yeniden birleşmesinde değişime uğramış olacak. Aynen Mesih’in dirilmesi ve sonsuz yaşama kavuşması gibi, hepimiz günlerin sonu geldiğinde dirileceğiz.”[4] N.T. Wright’a göre
“Tanrı’nın planı bu dünyayı kendi haline terk etmek değil… Tam aksine onu yeniden inşa etmektir. Ve bunu gerçekleştirdiğinde, yeni bedenlerindeki hayatlarını yaşamak üzere bütün insanları diriltecektir. Hristiyan incillerinin sunduğu vaat budur.” [5]
Sinoptik İncillerde ve Pavlus'un mektuplarında, ebedî hayat, gelecekte gerçekleşecek bir vakâ olarak öğretilmektedir. Fakat, Yuhanna İncili’nde, ebedi hayata şimdiki zamanda erişilebileceği işaret edilmektedir.[6][7]
Raymond E. Brown Sinoptik İncillerde ebedî hayatın Hesap Günü’nde yani gelecek bir zamanda elde edilebildiğinin öğretildiğine,[8] fakat Yuhanna İncili'nde ebedî hayatın şimdiki zaman içerisinde de ulaşılabilen bir durum olduğunun öğretildiğine işaret etmektedir. Buna örnek olarak Yuhanna 5:24'ü göstermektedir.[9]
Yuhanna İncili’nde ebedî hayat hem geleceğe mâtuf, hem de bugüne bakmaktadır.
[2][6][7] Yuhanna İncili’ne göre Mesih’i benimseyenler, ebediyette olduğu gibi şimdi de hayata sahip olabilirler, çünkü onlar ölümden hayata geçiş yapmışlardır. Yuhanna 5:24’te bununla ilgili olarak, “Sözlerimi işiten ve beni gönderene iman eden, ebedi hayata erişmiştir ve yargılanmayacaktır, çünkü ölümden hayata geçiş yapmıştır.” Yuhanna İncili’nde Tanrının
Enkarnasyonunun, İsa’nın ölümünün, dirilişinin
ve Kelime’nin yüceltilişinin maksadının insanlığa ebedi hayat sağlamak olduğu öğretilmektedir.[2]

KIYAMET

Kutsal Kitap, Tanrı'nın dünya için ezeli bir tasarısı olduğunu, günü gelince her şeyin O'nun iradesine uygun bir biçimde sonlanacağını söyler. 'Rab'bin günü bir hırsız gibi gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp bitecek' (2.Petrus 3:10).


Peki bu günden sonra neler olacak? '…doğruluğun barınacağı yeni yer ve yeni gökyüzü' meydana gelecek. Beklenen o günün kesinliği konusundaki bilgimiz sınırlıdır. Yüce Yaratan'ın yetkisinde olan bazı şeyleri bilmeye hakkımız yok. Ne var ki bu konuda da bazı ipuçları var.

İsa, Matta 24:6, 13, 14 ayetlerinde kendi izleyicilerine söyle sesleniyor: 'Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Korkmayın sakın! Bunların olması gerek, ama bu son demek değildir… Sona kadar dayanan kurtulacaktır…Göksel Egemenliğin müjdesi tüm uluslara duyurulacak ve SON o zaman gelecektir.'

'Tanrı'nın yargı kürsüsü önüne hepimiz çıkacağız' (Romalılar 14:10). Rab şöyle diyor: 'Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek ve her dil Tanrı olduğumu açıkça söyleyecek.’

Rab'bin kendisi, bir emir çağrısıyla, baş meleğin seslenmesiyle ve Tanrı'nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih'e ait olarak ölmüş olanlar dirilecek. Ondan sonra biz yaşamakta olanlar, diri kalmış olanlar, onlarla birlikte Rab'bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab'le birlikte olacağız' (1.Selanikliler 4:16,17)

Tüm mezarda yatanların O’nun sesini işiteceği vakit geliyor… İyilik yapanlar yaşamak için, kötülük yapanlarsa yargılanmak için dirilecekler.(Yuhanna,
5:28-29)

Uslanıp kendinize gelin, artık günah işlemeyin. Bazılarınız Allah’ı hiç tanımıyor. Utanasınız diye söylüyorum bunları. Ama biri çıkıp, “Ölüler nasıl dirilecek? Nasıl bir bedenle gelecekler?” diye sorabilir. Ne akılsızca bir soru!… Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkum olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:34-36, 42-43)

Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Allah’ın size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?… (Matta, 22:31)
Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Allah’a umut bağladım. Bu nedenle ben… Allah’ın… huzurunda vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum. (Elçilerin İşleri, 24: 15-16)

Kardeşler, şunu demek istiyorum… Çürüyen de çürümezliği miras alamaz. İşte size bir sır açıklıyorum… Son borazan çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz [yeni bir yaratılışla yaratılacağız]. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:50-52)

CENNET/CEHENNEM

İsa kendisini yemeğe çağırmış olana da şöyle dedi: “… Ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır. Böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildirler. Karşılığı sana… [cennette] verilecektir.” (Luka, 14:12-14)

Allah, herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık ve ölümsüzlüğü arayanlara sonsuz yaşamı [cenneti] verecek. Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-8)

Elçiliğim, yalan söylemeyen Allah’ın zamanın başlangıcından önce vaat ettiği sonsuz yaşam [cennet] umuduna dayanmaktadır. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 1:2)

İsa Yahudilere şöyle karşılık verdi:.. “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni Gönderene [Allah’a] iman edenin [cennette] sonsuz yaşamı vardır...” (Yuhanna, 5:19-24)

… Ey kötülük yapanlar! “İbrahim’i, İshak’ı, Yakup’u ve bütün Peygamberleri Allah’ın Egemenliğinde [cennette], kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Luka, 13:27-28)

Allah, herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık… arayanlara sonsuz yaşamı [cenneti] verecek… (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-7)


Ya sen, ey Kefarnahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, ölüler diyarına [cehenneme] indirileceksin! Çünkü sende yapılan mucizeler Sodom’da yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı. Sana şunu söyleyeyim, yargı günü senin halin Sodom bölgesinin halinden beter olacaktır! (Matta, 11:23-24)

… Bunlar [kötüler] sonsuz azaba [cehenneme], doğrular ise sonsuz yaşama [cennete] gidecekler. (Matta, 25:46)

YAHUDİLİK

Yahudilikte ahiret inancı, dinî kaynaklarının tamamında içerisinde yaşanılan çağa, coğrafyaya ve kültürel ortama göre yeni şekiller alarak ortaya çıkmıştır. Ancak öldükten sonra hayatın devam ettiği düşüncesi daima var olmuştur.[3] Ya’akov dönemiyle öldükten sonra insanların gittiği yere ‘Şeol’ denmekteydi. Otantik bir İbranice kelime olan Şeol, Tanah’da 66 kere geçmektedir ve "Ölüler Diyarı" demektir. Yahudi mezheplerinden olan Rabinik Yahudiliğin Tanah'tan sonra en önemli kaynağı sayılan Mişna’da ahiret için Abot:4:22 "…zira unutma ki, sen sana rağmen var edildin, sana rağmen yaşıyorsun, sana rağmen ölüyorsun ve yine mahkemeye çıkarılacak ve Kuddüs ve Aziz olan Kralların Kralı önünde hesap vereceksin." Ölüm, insanların küllî dirilişi, bireysel olarak mahkeme önünde hesap verme ve adaletli hükmün sonuçlarını üzerine almaktır.

CENNET/CEHENNEM

“Ve tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe yaptı; ve yarattığı Adem’i oraya koydu. Ve Rab, görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı, ve bahçenin ortasında hayat ağacını, ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi.
Ve bahçeyi sulamak için Aden’den bir ırmak çıktı; ve oradan bölündü ve dört kol oldu. Birinin adı Pişon’dur; kendisinde altın olan bütün Havila diyarını kuşatır; ve bu diyarın altını iyidir; orada ak günnük ve akik taşı vardır; Ve ikinci ırmağın adı Gihon’dur; bütün Kuş ili'ni kuşatan odur. Ve üçüncü ırmağın adı
Dicle’dir; Aşur’un önünden akan odur. Ve dördüncü ırmak Fırat’tır” (Tekvin 2:8-14)

Sözü edilen ırmaklardan Fırat ve Dicle biliniyor. Bu ifadeye göre diğer iki ırmağın, Pişon ve Gihon’un adları yabancı olsa da, Aden’deki “cennet bahçesi”nin soyut ya da hayali bir ülke olmayıp dünya üzerindeki bir coğrafi bölge oluşu kesindir. Buna göre Gihon'un Nil, Pişon’un da İndüs olabileceği sonucuna varılabilir.[5]

KIYAMET

Hezekiel 37/1-14 “Ey kavmim sizi İsrail toprağına getireceğim ve sizi kabirlerinizden çıkardığım zaman bileceksiniz ki ben Rabb’im. Ve içinize ruhumu(ruah) koyacağım ve dirileceksiniz…”

CENNET/CEHENNEM

Yahûdîlikte âhiretle ilgili inançlar daha çok Talmut’ta yer almaktadır. Buna göre; Benî İsrâîl, dâimî olarak cennette kalacaktır. Günahkâr olan İsrâîloğulları ise, cehennemde sâdece oniki ay kalacak, sonra onlar da cennete gireceklerdir.

Yahûdî olmayanların ise, hepsi cehenneme girecek ve ebediyyen azâb içinde kalacaklardır. Çünkü yahûdîlik perspektifinden bakıldığında, yahûdî olmayanların hepsi putperesttir. (Roş Ha-Şana, 17a)

ZERDÜŞT DİNİ

İçerisinde Düalist Ve Eskatolojik inanışın ilk örneklerini barındıran, dünyanın en eski tek tanrıcı vahiy dini. Bedenen öldükten sonra dirilip Ahura Mazda’nın huzuruna çıkacaklarına ve orada sorgulanacaklarına inanırlar. Zerdüşt’ten itibaren ahiret düşüncesi belirgindir. Cennet, Cehennem ve A’raf kavramları Zend metinlerinde açıktır. Zerdüşt, ölümden sonraki muhakeme ile ilgili telkinler vermiştir. İnananların ruhu ölümden sonra dördüncü gün muhakeme edilecektir. Ahlaklı bir hayat yaşayan kişi “Çinvat” köprüsünden geçebilecektir. Günahı fazla olanlar ve kötüler bu köprüden geçemeden cehenneme düşeceklerdir. İyiler bu köprüden geçip cennete ulaşacaklardır.

CENNET/CEHENNEM

Zerdüşt Dini’nde cennet, cehennem, ve sırat köprüsü adı verilen bir köprü bulunmaktadır.

Zerdüştlere göre iyiler yani “Ahura Mazda’nın tarafında mücadele edenler öbür dünyaya zorluk çekmeden ulaşacaklar.

Kötüler ise ‘dugların evlerinde’ haset ve hasretle yaşamak zorunda kalacaklardır.

Kişinin ruhu, öbür dünyaya geçmeden önce cehennemin üzerinde bulunan “cinvat” köprüsünden geçmelidir.

İyi ruh için köprü genişleyen yol gibi, kötü ruh için ise bir ustura keskinliğine dönüşen bir alet gibidir.

Kötüler cinvat köprüsünden Duzeh adlı cehenneme düşerken, iyiler Bihişt denilen cennete düşerler.

ANTİK MISIR

Ölümden sonra dirilme ve yeni bir yaşama uyanma, Antik Mısır İnancında temel figürlerden birisidir. Antik Mısır'da ölüler sonraki hayatlarında kullanacaklarına inanılarak özel eşyaları ile birlikte gömülürlerdi.
Ölüler Kitabı ölenlerin bir sonraki hayatta yaşamlarını kolaylaştırmak için uyulması gereken kuralları bir araya getirmektedir.

HİNDUİZM

Hinduizm’de hayat, yeniden doğum döngüleriyle devam eder. Bu döngülerde mutlak adalet hakimdir: İnsan her kötülüğü bir sonraki hayatta çekerek öder. Bu döngülerde hayvandan nihayet insan olunca önce kastsız olarak Dünya'ya gelir, daha sonraki döngülerde eğer hayatta iyi bir insan idiyse daha üst kastlara geçer. En son basamak, İbrâhimî Dinler'deki Âhiret inancı yerine Nirvana’da tanrıyla bir olmaktır.

BUDİZM

Aslında bir hayat felsefesi olan Budizm, sanki Hinduizmde bir reform hareketi gibi acılarla dolu yeniden doğuş silsilelerini bir çırpıda atlatarak bu hayatla doğrudan nirvanaya gitmenin, hayatın acılarına son vermenin yolunu çizer.

ANTİK YUNAN

Yunan mitolojisinde: ölüler ülkesi “Hades”te, Arkadia bölgesinde bir nehir var. İsmi: Styriks nehri. Hades denilen ölüler ülkesinin çevresinde, bu nehir dolanıyor.
Nehrin suları: 200 metre yükseklikten dökülüyor. Ama, suları çok soğuk ve bu yüzden öldürücü sayılıyor.
Ölen kişinin ruhu: nehrin yanına geliyor. Nehrin kıyısında: Kharon isimli “iskelet bir kayıkçı” var. Ölen kişinin ruhu nehrin kıyısında: Kharon isimli bu kayıkçı tarafından nehrin karşı kıyısına yani Hades ülkesine geçiriliyor. Ama, karşıya geçmek, yani Hades’e ulaşmak için, kayıkçıya Kharon’a mutlaka rüşvet vermek gerekiyor. Rüşvet vermese, uzun süre nehrin kıyısında bekler ve ruhu rahata kavuşmaz. Hatta, nehrin karşı kıyısına geçemez ise, ölünün ruhu, sonsuza dek, nehrin kıyılarında dolaşmak zorunda kalır.
Özellikle, öldükten sonra, cenaze törenleri yapılmayanların, karşı kıyıya geçemedikleri söylenir. Peki karşı kıyıda ne var? Hades ülkesi, yani “Elisium bahçeleri” ve “Tartaros” var. İnsanlar buraya ulaştıklarında, ruhları huzura kavuşuyor ve yeniden dünyaya gelene kadar, burada huzur içinde bekliyorlar.

RÜYALAR

Bu inançlardaki ikinci bir temel dayanak ise, kişilerin yaşadıkları ve doğaüstü olarak gördükleri olaylardan çıkardıkları sonuçlardır. Bu dinsel içerikli doğaüstü olayların başında, kişilerin gördükleri normal olmayan, yapay
rüyalar gelmektedir. İçerikleri birbirlerinden çok farklı olabilen bu rüyalarda, rüyaları gören kişiler genellikle rüyalarında önceden bu dünyada yaşamış ve ölmüş kişileri görürler.
Ve rüyalarından uyandıklarında, bu kişilerden rüyalarında aldıkları bilgilerin doğru çıktığını görmeleri, bu kişilere gördükleri rüyaların sıradan bir rüya olmadığı düşüncesini verir. Sonuç olarak bu tür rüyaları gören kişiler, ölmüş kişileri bu rüyalarında sağ olarak gördüklerinden, bundan ölmüş kişilerin öbür âlemde yaşadıkları sonucunu çıkarmışlardır. Bunun sonucunda da ölmüş insanların yalnızca bedenlerinin öldüğüne, fakat ruhlarının ise öbür alemde yaşamaya devam ettikleri inancına sahip olmuşlardır.
Wikipedia

Yukarıdaki görüşler, yazılar, bilimsel sonuçlar, kutsal kitaplardan alıntılar, bizleri kesin bir sonuca ulaştıramadı öyle değil mi ? Yapmakta olduğum, Objektif kalarak, inananlara ve inanmayanlara hitap ederek, “sorgulamak” kavramını sizlere aşılamaktı.
Bir inanca sahip olanların; inançlarını pekiştirmek.
Bir inanca, düşünceye sahip olmayanların; bir inanca yakın hissetmesi, hissetmemesi.
Arafta kalanların, bir düşünceye, bir inanca yönelmesini, sağlamak, sağlayamamak.
Aslında bütün mesele kulaktan dolma bilgiler ile değil SORGULAYARAK bir düşünceye varmak. Amaç kesin bir sonuca varmak değil, bir sonuca yaklaşmak veya yaklaşmamak.
Felsefe demek; var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin araştırılması demektir.

“Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece düşünmelerini sağlayabilirim.”
SOKRATES

“Bazı kısımlar anlaşılabilirliği sağlamak açısından bilimsel alıntılarla desteklenmiştir.”

KAYNAKLAR
1.
2. ^ Darrell Bock; The Bible Knowledge Word Study; 2006; ISBN 0-7814-3445-9; s. 162
3. ^ a b c Watson E. Mills, Roger Aubrey Bullard; Mercer Dictionary of the Bible; “Eternal life”; 2001; ISBN 0-86554-373-9; s. 264-265
4. ^ Watson E. Mills, Roger Aubrey Bullard; Mercer Dictionary of the Bible; “s. 513”; 2001; ISBN 0-86554-373-9
5. ^ Cathecism of the Catholic Church 6 Şubat 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. , Part One, Section Two, Chapter Three, Article 11, “I Believe in the Resurrection of the Body”, #1016
6. ^ Nicholas Thomas Wright, Simply Christian, San Francisco: HarperSanFrancisco; 2006; s. 219

https://tarihinizinde.com/antik-donem-yu...e-sonrasi/
1. ^ a b Geoffrey W. Bromiley; International Standard Bible Encyclopedia: E-J; 1982; ISBN 0-8028-3782-4; s. 161
2. ^ a b Brenda B. Colijn; Images of Salvation in the New Testament; 2010; ISBN 0-8308-3872-4; s. 87-90
3. ^ Matta 18:8-9; Markos 10:30
4. ^ Donald E. Gowan; The Westminster Theological Wordbook of the Bible; 2003; ISBN 0-664-22394-X; s. 115-116
5. https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfil...TİLİK.docx

Kaynak: İsa'nın Yaşamı ve İlk Kilise Tarihi
* May 9, 2013
* In "4 incil"
* Hz. İsa (as) 'ın beşeri özellikleri ve Allah'ın kulu olması
* May 9, 2013
* In "4 incil"
* İncil'de Yaratılış ile ilgili açıklamalar
* May 9, 2013
* In "4 incil"
1. ^ Yusuf BESALEL (10 Ekim 2012). "Yahudilikte ahiret inancı". ŞALOM. 26 Eylül 2015 tarihinde kaynağından (HTML) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2013^ http://www.etymonline.com/index.php?term=Aden
2. ^ THE FOREIGN VOCABULARY OF THE QURAN By ARTHUB JEFFEBY, Ph. D. Professor of Semitic Languages School of Oriental Studies Cairo 1938
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi-2, Erkam Yayınları.


Hızlı Menü: