Forum adresimiz aktif olmuştur.
Üye alımlarımız devam etmektedir
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezinden yeniden Hükûmet Meydanı'na geldi. Hükûmet Konağını taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak Oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım BezirciNesimi Çimen, Muhlis AkarsuMetin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ve 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezinden yeniden Hükûmet Meydanı'na geldi. Hükûmet Konağını taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak Oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım BezirciNesimi Çimen, Muhlis AkarsuMetin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ve 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.
Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun , katlanmam dediğin şeye katlanıyorsun , sevemem dediğini seviyorsun , gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun , öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun.
Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun , katlanmam dediğin şeye katlanıyorsun , sevemem dediğini seviyorsun , gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun , öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun.
EFSANE VALİ RECEP YAZICIOĞLU
Recep Yazıcıoğlu, 2 Haziran 1948 da Trabzon’un Sürmene ilçesi Yılmazlar köyü Köprübaşı’nda doğmuştur. İbişoğulları’ndan müftü Mustafa ve Fatma Yazıcıoğlu çiftinin ilk çocukları olarak dünyaya gelir. 5 kardeştirler. İlkokulu Köprübaşı’nda okur. Recep Yazıcıoğlu’nun İlkokuldan sınıf arkadaşı Adnan Kahveci‘dir. Babası müftü olduğu için tayini Muğla Milas’a çıkar, oraya giderler. Orta okulu ve liseyi Milas’ta okur. Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazanır.

[Resim: recep-yazicioglu-depo-1_16_9_1599553731-880x495.jpg]

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladıktan sonra 1968’de Aydın’a maiyet memuru (kaymakam vekili) olarak atandı. Altı ay boyunca ildeki bütün kurumlarda görev yapar. Mevzuatları inceler. Neler yapıldığını, müdürlerin nasıl çalıştığını, memur psikolojisini öğrenmeye çalışır. İlk iş, ilk deney, ilk görev her röportajında dile getireceği bir şeyi öğretir ona: “Bürokrasi hastalığı.” Halka karşı sert olmak, halka tepeden bakmak, işi yokuşa sürmek, vatandaşı engellemek, bugün git yarın gel anlayışı yani. Bürokrasi hastalığına karşı belki o zamanlarda bir nefret uyanır içinde. Ancak her zaman “Bu sistem değişmeli” der Yaat halka karşı değil, devlete karşı sorumludur. O dönemlerde yaptığı çıkışlarla farklı olacağının sinyallerini verir genç kaymakam vekili: “Her şeyin devletten beklenmemesi gerektiğini söylüyordu. Onun derdi sistemleydi. Hep bu sistem değişmeli derdi. Çünkü sistem değişirse, Türkiye değişecekti.”


[Resim: 2520445_810x458.jpg]
Türkiye onu, sisteme, bürokrasiye, klasik devlet anlayışına karşı sert çıkışlar yapan, sözünü esirgemeyen biri olarak tanıdı. Çoğu kişi yaşadığı şehrin valisinin ismini bilmezken, onu tanımayan yoktu neredeyse. Çünkü o hep halkın içinde, halkla birlikteydi. Kâh dağ başında, kâh valilik makamında, kâh azgın Fırat sularında. Takım elbiseyle gezdiği pek görülmezdi. Bir tişört ve şorttu en sevdiği kıyafeti. Aykırılığı kadar, olmaz denilen projelere imza atmasıydı onu bilinir kılan.

1975 yılında da asteğmen olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığında askerlik görevini yaptı.

Kişiliği ve görev yaptığı bölgelerde halka olan yakınlığı nedeniyle, sıradışı fikirleri ve enerjisiyle, ayrıca bambaşka görüşleriyle Süper Vali olarak anıldı.


[Resim: ekran-alintisi-20200907161731.jpg]


1971-1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca,Akçakoca ilçelerinde kaymakamlık görevinde bulundu. Sonra da Recep Yazıcıoğlu, 14 Mayıs 1984 – 31 Temmuz 1989 Tokat Valisi, 14 Ağustos 1989 – 19 Ağustos 1991 Aydın Valisi, 19 Ağustos 1991 – 2 Ekim 1999 Erzincan Valisi, 26 Eylül 1999 – 30 Ocak 2003 Merkez Valiliği’ne, 20 Şubat 2003 – 8 Eylül 2003 Denizli Valisi görevlerinde bulunmuştur.

Sıra dışı, efsane, süper vali isimlerinin arasına valiliği döneminde “Dördüncü Murat” lakabı da eklenir. Resmî dairelerde belli saat ve yerler dışında sigara, çay ve kahve içmeyi, kahvehanelerde kâğıt ve okey oynamayı yasaklar. Bu yasak ve sınırlamaların yanında bir de bildiri yayımlar kentte. İçkili yerlerde kişi başına bir küçük şişe rakı veya üç şişeden fazla bira içilmeyeceğini duyurur. Bu nedenle Tokat’ta adı artık Dördüncü Murat Recep Yazıcıoğlu’dur. Ancak kendisine atfedilen bu lakap, diğer isimlerinin yanında onu pek hoşnut etmez.


[Resim: recep-yazcioglu_16_9_1591798206.jpg]

Erzincan’da gerçekleştirmek istediği iki büyük hayali vardır valinin. Birisi yıllardır siyasilerin gelip gidip nutuk attığı, ancak 30 yıldır gerçekleştirmediği köprü. Diğeri ise Kemaliye ilçesini İç Anadolu’ya bağlayan, Ankara ile arasındaki mesafeyi 220 kilometre kısaltan Taşyol. Keban Barajı‘nın yapımı nedeniyle Fırat Nehri’nin köprüyü yutması, ulaşımın 30 yıl boyunca feribot ve salla yapılmasına neden olmuştu. Köprünün olmaması 23 köyün bağlantısının kopmasına, buralarda terör olaylarının artmasına yol açmıştı. Ve göl kenarında doğum yaparak ölenler, hastaneye yetişemeyip hayatını kaybedenler… Bu nedenle köprü, hem Erzincan’ın hem de valinin hayatının projesi anlamına geliyordu. Ancak devletin 30 yıldır yapamadığı bu inşaatı yapmak onun için de kolay olmayacaktı. Fırat’ın iki yakasını birbirine bağlayan Başpınar Köprüsü, 22 köyün çeyrek asırlık hasretini bitirir. Vali köprünün yerine yerleştirildiği üç gün boyunca oradan ayrılmaz.

Vali Yazıcıoğlu, Erzincan için hayal ettiği çoğu projeyi hayata geçirir. Devletin “olmaz” dediği işleri oldurur. Daha çok iş yapmaya, daha çok proje üretmeye çalışır. O dönemler emniyet müdürlerinin vali olarak atanması biraz kızdırır Vali Yazıcıoğlu’nu. “Polisten vali olmaz” diyerek tepkisini gösterir Ankara’ya. Ancak sert çıkışları Ankara’yı yine rahatsız eder: Terfi etmesi beklenirken 9 yıl görev yaptığı Erzincan‘dan merkez valiliğine alınır Yazıcıoğlu.

2 Eylül 2003’te Eskişehir-Ankara Yolu üzerindeki Temelli Belediyesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucunda olaydan 2 gün sonra bitkisel hayata girerek 8 Eylül 2003 tarihinde hayatını kaybetti.

Günümüz romancılarından Ayşe Kulin’in Köprü isimli romanı O’nun yaşantısından yola çıkarak yazılmıştır.

Recep Yazıcıoğlu, 1967 de Meryem Yazıcıoğlu ile evlenmiştir. Üç çocuğu vardır.
EFSANE VALİ RECEP YAZICIOĞLU
Recep Yazıcıoğlu, 2 Haziran 1948 da Trabzon’un Sürmene ilçesi Yılmazlar köyü Köprübaşı’nda doğmuştur. İbişoğulları’ndan müftü Mustafa ve Fatma Yazıcıoğlu çiftinin ilk çocukları olarak dünyaya gelir. 5 kardeştirler. İlkokulu Köprübaşı’nda okur. Recep Yazıcıoğlu’nun İlkokuldan sınıf arkadaşı Adnan Kahveci‘dir. Babası müftü olduğu için tayini Muğla Milas’a çıkar, oraya giderler. Orta okulu ve liseyi Milas’ta okur. Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazanır.

[Resim: recep-yazicioglu-depo-1_16_9_1599553731-880x495.jpg]

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladıktan sonra 1968’de Aydın’a maiyet memuru (kaymakam vekili) olarak atandı. Altı ay boyunca ildeki bütün kurumlarda görev yapar. Mevzuatları inceler. Neler yapıldığını, müdürlerin nasıl çalıştığını, memur psikolojisini öğrenmeye çalışır. İlk iş, ilk deney, ilk görev her röportajında dile getireceği bir şeyi öğretir ona: “Bürokrasi hastalığı.” Halka karşı sert olmak, halka tepeden bakmak, işi yokuşa sürmek, vatandaşı engellemek, bugün git yarın gel anlayışı yani. Bürokrasi hastalığına karşı belki o zamanlarda bir nefret uyanır içinde. Ancak her zaman “Bu sistem değişmeli” der Yaat halka karşı değil, devlete karşı sorumludur. O dönemlerde yaptığı çıkışlarla farklı olacağının sinyallerini verir genç kaymakam vekili: “Her şeyin devletten beklenmemesi gerektiğini söylüyordu. Onun derdi sistemleydi. Hep bu sistem değişmeli derdi. Çünkü sistem değişirse, Türkiye değişecekti.”


[Resim: 2520445_810x458.jpg]
Türkiye onu, sisteme, bürokrasiye, klasik devlet anlayışına karşı sert çıkışlar yapan, sözünü esirgemeyen biri olarak tanıdı. Çoğu kişi yaşadığı şehrin valisinin ismini bilmezken, onu tanımayan yoktu neredeyse. Çünkü o hep halkın içinde, halkla birlikteydi. Kâh dağ başında, kâh valilik makamında, kâh azgın Fırat sularında. Takım elbiseyle gezdiği pek görülmezdi. Bir tişört ve şorttu en sevdiği kıyafeti. Aykırılığı kadar, olmaz denilen projelere imza atmasıydı onu bilinir kılan.

1975 yılında da asteğmen olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığında askerlik görevini yaptı.

Kişiliği ve görev yaptığı bölgelerde halka olan yakınlığı nedeniyle, sıradışı fikirleri ve enerjisiyle, ayrıca bambaşka görüşleriyle Süper Vali olarak anıldı.


[Resim: ekran-alintisi-20200907161731.jpg]


1971-1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca,Akçakoca ilçelerinde kaymakamlık görevinde bulundu. Sonra da Recep Yazıcıoğlu, 14 Mayıs 1984 – 31 Temmuz 1989 Tokat Valisi, 14 Ağustos 1989 – 19 Ağustos 1991 Aydın Valisi, 19 Ağustos 1991 – 2 Ekim 1999 Erzincan Valisi, 26 Eylül 1999 – 30 Ocak 2003 Merkez Valiliği’ne, 20 Şubat 2003 – 8 Eylül 2003 Denizli Valisi görevlerinde bulunmuştur.

Sıra dışı, efsane, süper vali isimlerinin arasına valiliği döneminde “Dördüncü Murat” lakabı da eklenir. Resmî dairelerde belli saat ve yerler dışında sigara, çay ve kahve içmeyi, kahvehanelerde kâğıt ve okey oynamayı yasaklar. Bu yasak ve sınırlamaların yanında bir de bildiri yayımlar kentte. İçkili yerlerde kişi başına bir küçük şişe rakı veya üç şişeden fazla bira içilmeyeceğini duyurur. Bu nedenle Tokat’ta adı artık Dördüncü Murat Recep Yazıcıoğlu’dur. Ancak kendisine atfedilen bu lakap, diğer isimlerinin yanında onu pek hoşnut etmez.


[Resim: recep-yazcioglu_16_9_1591798206.jpg]

Erzincan’da gerçekleştirmek istediği iki büyük hayali vardır valinin. Birisi yıllardır siyasilerin gelip gidip nutuk attığı, ancak 30 yıldır gerçekleştirmediği köprü. Diğeri ise Kemaliye ilçesini İç Anadolu’ya bağlayan, Ankara ile arasındaki mesafeyi 220 kilometre kısaltan Taşyol. Keban Barajı‘nın yapımı nedeniyle Fırat Nehri’nin köprüyü yutması, ulaşımın 30 yıl boyunca feribot ve salla yapılmasına neden olmuştu. Köprünün olmaması 23 köyün bağlantısının kopmasına, buralarda terör olaylarının artmasına yol açmıştı. Ve göl kenarında doğum yaparak ölenler, hastaneye yetişemeyip hayatını kaybedenler… Bu nedenle köprü, hem Erzincan’ın hem de valinin hayatının projesi anlamına geliyordu. Ancak devletin 30 yıldır yapamadığı bu inşaatı yapmak onun için de kolay olmayacaktı. Fırat’ın iki yakasını birbirine bağlayan Başpınar Köprüsü, 22 köyün çeyrek asırlık hasretini bitirir. Vali köprünün yerine yerleştirildiği üç gün boyunca oradan ayrılmaz.

Vali Yazıcıoğlu, Erzincan için hayal ettiği çoğu projeyi hayata geçirir. Devletin “olmaz” dediği işleri oldurur. Daha çok iş yapmaya, daha çok proje üretmeye çalışır. O dönemler emniyet müdürlerinin vali olarak atanması biraz kızdırır Vali Yazıcıoğlu’nu. “Polisten vali olmaz” diyerek tepkisini gösterir Ankara’ya. Ancak sert çıkışları Ankara’yı yine rahatsız eder: Terfi etmesi beklenirken 9 yıl görev yaptığı Erzincan‘dan merkez valiliğine alınır Yazıcıoğlu.

2 Eylül 2003’te Eskişehir-Ankara Yolu üzerindeki Temelli Belediyesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucunda olaydan 2 gün sonra bitkisel hayata girerek 8 Eylül 2003 tarihinde hayatını kaybetti.

Günümüz romancılarından Ayşe Kulin’in Köprü isimli romanı O’nun yaşantısından yola çıkarak yazılmıştır.

Recep Yazıcıoğlu, 1967 de Meryem Yazıcıoğlu ile evlenmiştir. Üç çocuğu vardır.
Bugünlerde insanların birbirini nasıl incittiğini fark ediyor musun?
FAHRENHEİT451 
Bugünlerde insanların birbirini nasıl incittiğini fark ediyor musun?
FAHRENHEİT451 
VFŞL TÜRKİYE  LİGİ 12 HAZİRANDA BAŞLIYOR /. LCS AMERİKA LİGİ 5 HAZİRANDA CUMARTESİ GÜNÜ GECESİ BAŞLIYOR / LEC AVRUPA LİGİ 11 HAZİRANDA BAŞLIYOR / LCK KORE LİGİ 9 HAZİRANDA BAŞLIYOR./LPL ÇİN LİGİ  5 HAZİRANDA BAŞLIYOR. /LLA LATİN AMERİKA LİGİ  EN GEÇ 19 HAZİRANDA OLMASI BEKLENİYOR ./LJL VE LCO JAPONYA VE OKYANUSYA LİGİ  19 HAZİRAN BAŞLIYOR./ BREZİLYA CBLOL LİGİ 5 HAZİRANDA BAŞLIYOR./LCL LİGİ BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU RUSYA LİGİ TAKIMLARI DAĞILMA AŞAMASINDA OLDUĞU İÇİN LİGDEN ÇEKİLME YOLUNDA...
VFŞL TÜRKİYE  LİGİ 12 HAZİRANDA BAŞLIYOR /. LCS AMERİKA LİGİ 5 HAZİRANDA CUMARTESİ GÜNÜ GECESİ BAŞLIYOR / LEC AVRUPA LİGİ 11 HAZİRANDA BAŞLIYOR / LCK KORE LİGİ 9 HAZİRANDA BAŞLIYOR./LPL ÇİN LİGİ  5 HAZİRANDA BAŞLIYOR. /LLA LATİN AMERİKA LİGİ  EN GEÇ 19 HAZİRANDA OLMASI BEKLENİYOR ./LJL VE LCO JAPONYA VE OKYANUSYA LİGİ  19 HAZİRAN BAŞLIYOR./ BREZİLYA CBLOL LİGİ 5 HAZİRANDA BAŞLIYOR./LCL LİGİ BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU RUSYA LİGİ TAKIMLARI DAĞILMA AŞAMASINDA OLDUĞU İÇİN LİGDEN ÇEKİLME YOLUNDA...
  Bugün 27 Mayıs 2021 bundan tam 61 yıl önce yani 27 Mayıs 1960 tarihinde Türkiye'de gerçekleşmiş ilk askeri darbe yapıldı. 27 Mayıs Askeri Müdahalesi veya 27 Mayıs İhtilali olarakta anılmakta.

Peki İhtilalin Darbeden Farkı Nedir?
İhtilal şiddet yoluyla sadece var olan hükümeti değil, aynı zamanda siyasi rejiminde değişimidir.

Darbe Sonrası Neler Oldu?
Yapılan yargılamalar sonucunda 15 Eylül 1961'de mahkeme kararlarını açıkladı. 593 sanıktan 123'ü beraat etti, 5'inin davası düşerken 15'i idama mahkum edildi, bunun yanında 31 kişi müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Geriye kalanlar ise muhtelif hapis cezasına çarptırıldı.
  15 İdam cezasından Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın cezası onaylandı. Celal Bayar'ın yaşından dolayı ise cezası müebbet hapis cezasına çevrildi.
16-17 Eylül 1961 tarihinde İmralı Adası'nda infaz edildiler.


İşlerin ters gittiğini düşünebilirsiniz, sizin istediğiniz şeyler meydana gelmiyor olabilir ancak bu hiçbir zaman tek yolun şiddet olacağı anlamına gelmez, umarım tarihte bu şekilde izler bırakmayacağımız yarınlar bizi bekliyordur. Cümlelerimi tam yerinde olacak bir alıntı ile bitiriyorum.

Alıntı:"Demokrasinin bütün hastalıkları daha fazla demokrasi ile tedavi edilir."
--Alfred E. Smith
  Bugün 27 Mayıs 2021 bundan tam 61 yıl önce yani 27 Mayıs 1960 tarihinde Türkiye'de gerçekleşmiş ilk askeri darbe yapıldı. 27 Mayıs Askeri Müdahalesi veya 27 Mayıs İhtilali olarakta anılmakta.

Peki İhtilalin Darbeden Farkı Nedir?
İhtilal şiddet yoluyla sadece var olan hükümeti değil, aynı zamanda siyasi rejiminde değişimidir.

Darbe Sonrası Neler Oldu?
Yapılan yargılamalar sonucunda 15 Eylül 1961'de mahkeme kararlarını açıkladı. 593 sanıktan 123'ü beraat etti, 5'inin davası düşerken 15'i idama mahkum edildi, bunun yanında 31 kişi müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Geriye kalanlar ise muhtelif hapis cezasına çarptırıldı.
  15 İdam cezasından Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın cezası onaylandı. Celal Bayar'ın yaşından dolayı ise cezası müebbet hapis cezasına çevrildi.
16-17 Eylül 1961 tarihinde İmralı Adası'nda infaz edildiler.


İşlerin ters gittiğini düşünebilirsiniz, sizin istediğiniz şeyler meydana gelmiyor olabilir ancak bu hiçbir zaman tek yolun şiddet olacağı anlamına gelmez, umarım tarihte bu şekilde izler bırakmayacağımız yarınlar bizi bekliyordur. Cümlelerimi tam yerinde olacak bir alıntı ile bitiriyorum.

Alıntı:"Demokrasinin bütün hastalıkları daha fazla demokrasi ile tedavi edilir."
--Alfred E. Smith
Kimsenin kimseyi dinlemeye ne vakti kalmış
Ne de anlamaya hali.
Ve kimsenin kimseye gidecek ne gücü var
Ne de güveni
Üç kuruşluk insanlar yüzünden
Üç günlük dünyadan soğumayı ne bu dünya hakketti
Ne de akıp giden zamanda
Solup biten gençlik...

~Nazlıcan ÖZCAN
Kimsenin kimseyi dinlemeye ne vakti kalmış
Ne de anlamaya hali.
Ve kimsenin kimseye gidecek ne gücü var
Ne de güveni
Üç kuruşluk insanlar yüzünden
Üç günlük dünyadan soğumayı ne bu dünya hakketti
Ne de akıp giden zamanda
Solup biten gençlik...

~Nazlıcan ÖZCAN

  1. Etiyopya-%99

  2. Malavi-%99

  3. Nijer-%99

  4. Sri Lanka-%99

  5. Yemen-%99

  6. Burundi-%98

  7. Cibuti-%98

  8. Moritanya-%98

  9. Somali-%98

  10. Afganistan-%97

  11. Komorlar-%97

  12. Mısır-%97

  13. Gine-%97

  14. Laos-%97

  15. Myanmar-%97

  16. Kamboçya-%96

  17. Kamerun-%96

  18. Ürdün-%96

  19. Senegal-%96

  20. Çad-%95 (Aslında %95’lik oran ile Çad, 20. sırayı 6 başka ülke ile paylaşmaktadır. Bu ülkeler: Gana, Mali, Katar, Kongo Cumhuriyeti, Ruanda ve Zambiya)

  1. Etiyopya-%99

  2. Malavi-%99

  3. Nijer-%99

  4. Sri Lanka-%99

  5. Yemen-%99

  6. Burundi-%98

  7. Cibuti-%98

  8. Moritanya-%98

  9. Somali-%98

  10. Afganistan-%97

  11. Komorlar-%97

  12. Mısır-%97

  13. Gine-%97

  14. Laos-%97

  15. Myanmar-%97

  16. Kamboçya-%96

  17. Kamerun-%96

  18. Ürdün-%96

  19. Senegal-%96

  20. Çad-%95 (Aslında %95’lik oran ile Çad, 20. sırayı 6 başka ülke ile paylaşmaktadır. Bu ülkeler: Gana, Mali, Katar, Kongo Cumhuriyeti, Ruanda ve Zambiya)
ÜLKEMİZİN KURUCUSU
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN HAYATI
Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.
Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi, 14-15. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) Hanım 1956 yılına değin yaşadı.
[Resim: 2865226_810x458.jpg]

EĞİTİM DÖNEMİ
Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı. Babasını küçük yaşta kaybettikten sonra ilkokulu Selanik’te Şemsi Efendi Mektebi’nde okudu. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askerî Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey adına “Kemal”i ilave etti.
1896-1898 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, 13 Mart 1899’da İstanbul’da Harp Okulu’nda öğrenime başladı. 10 Şubat 1902 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu. Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 20 Haziran 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 13 Ekim 1907’de Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi, Picardie Manevraları’na katıldı.


KATILDIĞI SAVAŞLAR
1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine Tobruk’a gönderildi. Tobruk ve Derne’de Türk kuvvetlerini başarı ile yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katıldı; Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yaptı. 1913-1915 yıllarında Sofya’da ataşe olarak bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda, 1915’te 19. Tümen Komutanı olarak Çanakkale Savaşı’na katıldı. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine 1 Haziran 1915’te Albaylığa yükseldi. Gelibolu’da düşman saldırılarını başarı ile durdurdu; “Anafartalar Kahramanı” olarak ün kazandı. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirdi.

Çanakkale Savaşları’ndan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus saldırılarını durduran Mustafa Kemal, Bingöl ve Muş’u düşmandan geri aldı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya giderek Alman Genel Karargâhı ve Alman savaş cephelerinde incelemeler yaptı. 1 Eylül 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul’dan ayrıldı.


[Resim: ECuwI04WkAAQbnv.jpg]

MİLLİ MÜCADELE YILLARI
Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni yayımladı. Türk milletine, “Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas’ta bir kongre toplanacağını” bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükûmeti’nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongrelerinin başkanlığını yaptı.
Bu kongrelerde, “Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükûmetin kurulacağı ve bir millî meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği” kararları alındı ve açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da tarihî görevine başladı; Mustafa Kemal, Meclis ve Hükûmet Başkanı seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Osmanlı Hükûmeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı Türk milletinin kabul etmediğini dünyaya duyurdu. TBMM Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.


İtilaf Devletleri’nin yardımıyla İzmir’i işgal eden Yunan Kuvvetlerinin ilerlemesi 1921’de Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarıyla durduruldu. 23 Ağustos 1921’de yeniden saldıran Yunan Ordusu bozguna uğratılarak Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk Ordusu Sakarya Meydan Savaşı’nı zaferle sonuçlandırdı. 22 gün geceli gündüzlü süren bu savaşta Yunan Ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi. Türk Ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de karşı saldırıya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutan Meydan Savaşı’nda (30 Ağustos 1922) Türk Ordusu Yunan Ordusu’nun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk Ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi.

[Resim: mustafa-kemal-ataturkun-meclis-baskanlig...ddiasi.jpg]

CUMHURİYET DÖNEMİ
Kurtuluş Savaşı’nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal de oybirliğiyle ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükûmeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.1938’deki ölümüne dek arka arkaya dört kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı oldu.
Mustafa Kemal’e, 24.11.1934 günlü, 2587 sayılı kanunla Atatürk soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.
Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.
Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacı ile 1933’te Beş Yıllık Sanayi Planı’nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı; Milletler Cemiyeti’ne girilmesi (1932), Balkan Antantı’nın imzalanması (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ve Sadabat Paktı (1937) gibi girişimler Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu. Atatürk, Hatay’ın anavatana katılması için yoğun bir diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939 yılında gerçekleşti.
Atatürk, yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı başarı ile yöneten bir komutan değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimler ile de dâhi bir devlet adamı idi. 57 yıl süren yaşamının büyük kısmında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı ve mutluluğu için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.
Özel hayatında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü.

[Resim: 5a055b34c03c0e33e45d2744]

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, cesur ve unutulmaz önderi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.
Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra naaşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.
ÜLKEMİZİN KURUCUSU
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN HAYATI
Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.
Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi, 14-15. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) Hanım 1956 yılına değin yaşadı.
[Resim: 2865226_810x458.jpg]

EĞİTİM DÖNEMİ
Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı. Babasını küçük yaşta kaybettikten sonra ilkokulu Selanik’te Şemsi Efendi Mektebi’nde okudu. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askerî Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey adına “Kemal”i ilave etti.
1896-1898 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, 13 Mart 1899’da İstanbul’da Harp Okulu’nda öğrenime başladı. 10 Şubat 1902 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu. Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 20 Haziran 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 13 Ekim 1907’de Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi, Picardie Manevraları’na katıldı.


KATILDIĞI SAVAŞLAR
1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine Tobruk’a gönderildi. Tobruk ve Derne’de Türk kuvvetlerini başarı ile yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katıldı; Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yaptı. 1913-1915 yıllarında Sofya’da ataşe olarak bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda, 1915’te 19. Tümen Komutanı olarak Çanakkale Savaşı’na katıldı. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine 1 Haziran 1915’te Albaylığa yükseldi. Gelibolu’da düşman saldırılarını başarı ile durdurdu; “Anafartalar Kahramanı” olarak ün kazandı. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirdi.

Çanakkale Savaşları’ndan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus saldırılarını durduran Mustafa Kemal, Bingöl ve Muş’u düşmandan geri aldı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya giderek Alman Genel Karargâhı ve Alman savaş cephelerinde incelemeler yaptı. 1 Eylül 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul’dan ayrıldı.


[Resim: ECuwI04WkAAQbnv.jpg]

MİLLİ MÜCADELE YILLARI
Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni yayımladı. Türk milletine, “Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas’ta bir kongre toplanacağını” bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükûmeti’nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongrelerinin başkanlığını yaptı.
Bu kongrelerde, “Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükûmetin kurulacağı ve bir millî meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği” kararları alındı ve açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da tarihî görevine başladı; Mustafa Kemal, Meclis ve Hükûmet Başkanı seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Osmanlı Hükûmeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı Türk milletinin kabul etmediğini dünyaya duyurdu. TBMM Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.


İtilaf Devletleri’nin yardımıyla İzmir’i işgal eden Yunan Kuvvetlerinin ilerlemesi 1921’de Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarıyla durduruldu. 23 Ağustos 1921’de yeniden saldıran Yunan Ordusu bozguna uğratılarak Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk Ordusu Sakarya Meydan Savaşı’nı zaferle sonuçlandırdı. 22 gün geceli gündüzlü süren bu savaşta Yunan Ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi. Türk Ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de karşı saldırıya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutan Meydan Savaşı’nda (30 Ağustos 1922) Türk Ordusu Yunan Ordusu’nun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk Ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi.

[Resim: mustafa-kemal-ataturkun-meclis-baskanlig...ddiasi.jpg]

CUMHURİYET DÖNEMİ
Kurtuluş Savaşı’nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal de oybirliğiyle ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükûmeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.1938’deki ölümüne dek arka arkaya dört kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı oldu.
Mustafa Kemal’e, 24.11.1934 günlü, 2587 sayılı kanunla Atatürk soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.
Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.
Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacı ile 1933’te Beş Yıllık Sanayi Planı’nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı; Milletler Cemiyeti’ne girilmesi (1932), Balkan Antantı’nın imzalanması (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ve Sadabat Paktı (1937) gibi girişimler Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu. Atatürk, Hatay’ın anavatana katılması için yoğun bir diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939 yılında gerçekleşti.
Atatürk, yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı başarı ile yöneten bir komutan değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimler ile de dâhi bir devlet adamı idi. 57 yıl süren yaşamının büyük kısmında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı ve mutluluğu için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.
Özel hayatında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü.

[Resim: 5a055b34c03c0e33e45d2744]

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, cesur ve unutulmaz önderi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.
Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra naaşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.
  •  -Yazar Orhan Pamuk “Benim Adım Kırmızı“ adlı romanıyla dünyanın en büyük edebiyat ödüllerinden biri olan Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyatına layık görüldü.                         -1955 Karadeniz Teknik Üniversitesi , 6594 sayılı kanunla Trabzon'da kuruldu. KTÜ, Türkiye'nin İstanbul  ve Ankara illeri dışında kurulan ilk üniversitesidir.                                               - 1933 Türk Hava Yolları Kuruldu.                                                                                                                                                                                                                                             - 1946 Türkiye UNESCO Antlaşması'nı onayladı.
  •  -Yazar Orhan Pamuk “Benim Adım Kırmızı“ adlı romanıyla dünyanın en büyük edebiyat ödüllerinden biri olan Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyatına layık görüldü.                         -1955 Karadeniz Teknik Üniversitesi , 6594 sayılı kanunla Trabzon'da kuruldu. KTÜ, Türkiye'nin İstanbul  ve Ankara illeri dışında kurulan ilk üniversitesidir.                                               - 1933 Türk Hava Yolları Kuruldu.                                                                                                                                                                                                                                             - 1946 Türkiye UNESCO Antlaşması'nı onayladı.